Fatih Altaylı Neden Hala Tutuklu? Şok Detaylar!
Aktüel

Fatih Altaylı Neden Hala Tutuklu? Şok Detaylar!


28 November 20255 dk okuma98 görüntülenmeSon güncelleme: 20 February 2026

Gazeteci Fatih Altaylı'nın 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılması ve tutukluluğunun devam etmesi Türkiye gündemine bomba gibi düştü. Gazeteci Ruşen Çakır, bu kararın ardından dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Çakır, mahkeme salonunda herkesin Altaylı'nın serbest bırakılmasını beklediğini ancak kararın siyasi olduğunu ve önceden verildiğini düşündüğünü belirtti. Cumhurbaşkanı adına müdahil avukatın dosyaya girmesi ise bu düşünceyi daha da güçlendirdi.

Mahkeme Salonunda Şok! Tahliye Bekleniyordu

Ruşen Çakır, mahkeme salonundaki atmosferi şu sözlerle aktardı: "Ceza almayacak diyen yoktu ama formülün 'ceza + tahliye' olacağı düşünülüyordu. Mahkeme salonunda avukatlar, gazeteciler, aile, arkadaşlar herkes tahliye bekliyordu. Büyük bir şok yaşandı." Çakır, savunmaların kapsamlı olmasına rağmen etkisiz kaldığını ve kararın önceden verildiğinin açıkça görüldüğünü ifade etti.

Karar Siyasi mi? Ruşen Çakır'dan Bomba İddialar

Çakır, kararın arka planına dair en çarpıcı tespitini şu sözlerle dile getirdi: "Bu olayın hukukla alakası yok. Siyasi bir karardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan adına bir müdahil avukatın davaya katılmasıyla işin rengi belli oldu. Bu karar sadece Altaylı’ya mesaj değil; gazetecilere ve muhalif topluma da gözdağı niteliğinde." Bu iddia, kararın bağımsızlığına dair ciddi soru işaretleri yaratıyor.

Medya Üzerindeki Baskı Artıyor

Ruşen Çakır, Türkiye'de medya üzerindeki baskının giderek arttığına dikkat çekti. KRT'nin kapatılması ve TELE1'e kayyum atanması gibi olayları hatırlatarak, bağımsız gazeteciliğin zorlaştığı bir dönemden geçildiğini vurguladı. Çakır, vatandaşların bağımsız gazetecilere sahip çıkmasının önemini şu sözlerle ifade etti: "Türkiye’de medya üzerindeki baskı çok ağırlaştı. Vatandaşın bağımsız gazeteye, bağımsız gazeteciye sahip çıkması gerekiyor."

Fatih Altaylı'nın tutukluluğunun devam etmesi ve Ruşen Çakır'ın açıklamaları, Türkiye'deki hukuk sistemi ve medya özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Kararın siyasi olup olmadığı yönündeki iddialar, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, bağımsız gazeteciliğin geleceği konusundaki endişeleri de artırıyor. Bu gelişmeler, Türkiye'nin demokratik standartları açısından önemli bir sınav niteliği taşıyor.